Bayramda Kavel Grevi’nin “elebaşısı”yla tanıştım

Av. Tacettin Çolak

Bayram tatilinde eşimin köyündeyiz.

Köy; yaklaşık bin beş yüz rakımda.

Ege’nin kavurucu sıcaklığından eser yok.

Bazı akşamları evde ısınmak için soba yakıyoruz. Açık havada ise ateş yakmadan durulmuyor.

Malum, bayramda eş dost ziyaretleri yapılır. Eşimin anne-babası köyün en yaşlıları olduğundan gelen giden çok oluyor.

Yani rutin hal hatır sormalar, bayramlaşmalar…

Ne “iş yaparsın”, “nereden emekli oldun” derken, bir de ne görelim işçi emeklisi Hamdi Amca.

Hem de Kavel Grevi’nin öncülerinden…

Kendi deyimiyle “elebaşılarından”…

Sonradan köyünde muhtarlık da yapmış.

Yetmiş beşine gelmesine karşın sesi gür, bünyesi dinç.

Öyle ki; gençliğinde İstanbul Boğazı’nı yüzerek geçtiğini anlatıyor ve “bu yaşıma geldim yine yüzerek geçerim, emme biraz zaman alır” diyerek iddiasını sürdürüyor.

Hamdi amca Kavel Grevcisi olunca hemen bizde bir sempati uyandırdı.

Sohbete koyulduk.

Hamdi amca; 13-14 yaşlarında (1958’de) Kavel’de işçiliğe başlamış.

Yüz elli işçinin çalıştığı fabrikaya Amerika’da çalışmış İbrahim Üzümcüoğlu isimli bir müdür gelmiş ve işçilere üç-beş kuruşluk bir ücret zammını bile çok gördüğü gibi yılbaşı ikramiyelerinden de kesinti yapmak istemiş.

Yine işçiler sendikadan istifaya zorlanmış, sendika temsilcileri işten çıkartılmış.

Sendikaları Maden-İş’in öncülüğünde, bu baskılara ve hak kayıplarına isyan etmişler. İstinye’de yaptıkları bir toplantıda Grev kararı almışlar. 28 Ocak 1963’de greve başlamışlar.

Kavel Patronunun; dışarıdan topladığı “grev kırıcıları” kamyon kasalarında fabrikaya sokarak işçilerin grevini etkisiz kılmasına müdahale etmişler. İstinye Halkının ve diğer sendikaların desteği ile “grev kırıcıları”nı fabrikaya sokmamışlar.

Hamdi Amca fabrikanın şarterini indirmiş, üretim tamamen durmuş.

Eski müdür Yorgo; “iki polis, iki polis” diye feryat etmeye başlamış.

Ondan sonrası malum!

İşçilerin beş-on katı polis fabrikaya doluyor. Grevci işçilere saldırıp yaralıyorlar. Öncü işçileri gözaltına alıp, yedi gün Sultanahmet Cezaevinde tutuyorlar.

Daha sonra bu işçiler tahliye oluyor. Grev otuz beş gün sürüyor. Zamanın Çalışma Bakanı devreye giriyor, sendika ile işveren anlaşıyor. Ancak, öncü on beş işçi hakkında tutuklama kararı veriliyor ve Sultanahmet Cezaevine tıkıyorlar.

Otuz beş gün sonra çıktıkları ve sabah saat dokuzdan gece yarısı üçe kadar süren ilk duruşmada tahliye oluyorlar. Ama işyerine gelince işten çıkartıldıklarını görüyorlar.

Arkadaşları sahip çıkıyor. İkinci kez grev yapıyorlar. Bu kez, fabrikanın bahçe duvarındaki tellere elektrik veriyorlar. Bundan da (o gün işyerine gelmediği halde) Hamdi Amca’yı sorumlu tutuyor polis. Bu kez Sansaryan Han’da ikinci şubede işkenceden geçiriyorlar, on gün sonra serbest bırakılıyor.

Hamdi AMCA, konuşmamızda, patron sendikasının “adam öldürtmeye” varan saldırganlıklarından bahsediyor. Patron sendikası deyince ilkin aklımıza işveren sendikaları geldi, ama İsmail Topkar ismini verince, Hamdi Amca’nın Türk-İş’ten bahsettiğini anlıyoruz. Oysa işçilerin üye olduğu sendika Maden-İş, o tarihte Türk-İş üyesi. Bu eylem nedeniyle Türk-İş tarafından cezalandırılıyor, Maden-İş.

İşçilerin hak mücadelesinin önünde duran Türk-İş’in sarı-gangster bir sendika olduğunu İşçi Sınıfımız ta o zamandan kendi bilinciyle kavrıyor. Sonraki yıllarda da aynı ihanet yoluna devam eden Türk-İş’in sabıkası bir hayli kabarıktır, bilindiği gibi…

Kavel Grevi; İşçi Sınıfımızın mücadele tarihinde önemli köşe taşlarından biridir.

Kavel Grevi’ne; “Kanunsuz grev” de denir.

Tabiî bu niteleme; 61 Anayasası ile tanınan grev hakkının daha ilgili yasalar çıkartılmadan Kavel İşçilerince fiilen kullanılmasını tanımlar.

Kavel Grevi; esasen bir HAK GREVİDİR.

Bu grevden bir ay sonra (18 Şubat 1963 tarihinde) 274 ve 275 sayılı yasalar Meclise sevk edilir. Meclisteki görüşmeler 15 Temmuzda sonuçlanır ve 24 Temmuzda Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmekle, işçi Sınıfımız; grevli-toplu sözleşmeli sendika hakkını elde etmiştir.

Öyle ki, Grev’in gücü ve meşruiyeti ile 275 sayılı yasanın sonuna eklenen geçici 3’üncü madde ile (buna işçiler Kavel maddesi diyorlar) Kavel İşçilerine açılan kovuşturmalar sonlandırılıyor, verilmiş cezalar affediliyor.

Kavel Grevi; sonradan gelecek olan Paşabahçe Şişe Cam Grevi’ne, Zonguldak Kozlu Grevi’ne, 15-16 Haziran Şanlı İşçi Direnişi’ne ve hatta DİSK’in kuruluşuna ilham kaynağı olmuştur.

Dahası Kavel Grevi şairlere de ilham kaynağı olmuştur.

Bir bayram günü, tamamen tesadüfen Kavel Grevi’nin öncülerinden Hamdi Amca’yla karşılaşmanın verdiği heyecanımız da bize bu yazıyı yazdırdı.

Bitirirken sözü devrimci şairimiz Hasan Hüseyin’e bırakalım:

 

KAVEL

İşime karım dedim, karıma Kavel diyeceğim.

Ve soluğum tükenmedikçe bu doyumsuz dünyada,

Güneşe karışmadıkça etim

Kavel Grevcilerinin türküsünü söyleyeceğim.

Ve izin verirlerse Kavel Grevcileri,

İzin verirlerse İstinyeli emekçi kardeşlerim,

İzin verirlerse Kavel Grevcileri,

Ve ben kendimi tutabilirsem eğer sesimi tutabilirsem

O çoban ateşinin yandığı yerde Kavel’de,

O erkekçe direnilen yerde, Kavel’de

Karın altında nişanlanıp dostlarımın arasında

Öpeceğim nişanlımı Kavel kapısında

Ve izin verirlerse İstinyeli emekçi kardeşlerim

İzin verirlerse Kavel Grevcileri

İlk çocuğumun adını Kavel koyacağım