En alttakiler…

Doç. Dr. Ercan Küçükosmanoğlu

 

Alman yazar, Günther Wallraff, 1983’te Türk İşçisi Ali Sinirlioğlu adı altında iki yıl Almanya’da fabrikalarda çalışmıştı.

Walraff,  Ali Sinirlioğlu olarak, tanınmış firmalarda, çok ağır işleri, çok az saat ücreti ile yapmak, Alman iş arkadaşlarından eziyet görmek, emniyet önlemleri alınmadan, sosyal haklardan mahrum olarak sigortasız ve çoğu zaman vardiyaları arka arkaya çalışmak zorunda kaldı. Alman iş arkadaşları koruma elbiseleri alırken, ona vermediler. (Örneğin kanal işlerinde ısının sıfır derecenin altında olduğunda.)  Nükleer enerji santralinde çalışan Türk işçileri tehlikeli dozda ışınlara maruz kalıyorlardı. Bu çalışanların çoğu, bu insanlık dışı çalışma koşullarına karşı gelemiyorlardı. Ya kaçak işçi idiler ya da sınır dışı edilmekten korkuyorlardı. Wallraff’ın sağlığı da bu araştırma esnasında,  Ali Sinirlioğlu olarak çalışmak zorunda olduğu için, kötü etkilenmişti (http://www.izdiham.com/gunter-wallraffin-en-alttakiler-kitabi)

Geçen günlerde bir işçi arkadaşımı görmek için KÜSGET ‘e gittim.  KÜSGET Sanayi Sitesi, 1967 yılında Dünya Bankası tarafından dört ülkede yapılan sanayi sitesinden birisidir. 1982’de ilk etabı bitmiş. 1992’de tam olarak hizmete girmiştir. 2008’de tüm üyelerin borçlarını bitirmiştir. KÜSGET sanayi sitesi içinde bulunan 4,000 adet işyeri ve yaklaşık 25.000 kişinin istihdam edildiği büyük bir ilçe gibidir. (http://www.kusgetsanayisitesi.org/Kurumsal.html)

KÜSGET gerçekten de ülke düzeyinde Gaziantep denince akla gelen önemli bir küçük sanayi sitesidir.   Şimdi biraz da acı gerçeklerden söz edelim.

İşçilerin pek çoğunun sigortasız ve haftalık ücretlerle çalıştığı bir yer KÜSGET.  Gaziantep Çimento fabrikası, KÜSGET’te çalışan işçilerin sağlığını bozuyor.  İki yıl önce Kilis’e taşınacak denen fabrika işçilerin akciğer sağılığını olumsuz etkiliyor. Bir de tehlikesiz atık ayırma atölyeleri dikkatimi çekti. Çöplerden toplanan atıklar bu atölyelerde sınıflandırılıp birbirinden ayrılıyordu. Çöplerden atık ayırma işi zaten tehlikeli bir iş, “tehlikesiz atık” diye bir aldatmaca yaratılmış. Bu işyerlerinin çoğunda Suriyeli kadın işçiler çalışıyordu.

İşçilerin yaşadıkları bu durumu görünce “En Alttakiler” romanı aklıma geldi.  İş ve üretim ilişkilerinde işçimiz hep en altta oluyor. Oysa yasalar var. İşyerlerinin Çalışma Bakanlığınca denetlenmesi gerekiyor. Toz ve gürültü kirliliğine dikkat etmek gerekiyor. Kimyasal madde kullanılan işyerlerinin özel olarak denetlenmesi gerekiyor. İşçilerin meslek hastalıkları yönünden her yıl muayene edilmesi gerekiyor. Meslek hastalıklarının ortaya çıkmaması için gerekli önlemlerin acilen alınması gerekiyor. Küçük, büyük işyeri denmeden, Sigortasız İşçi çalıştırmanın önüne geçmek gerekiyor.

Sosyal güvenliğin ve işçi sağlığının ön planda tutulduğunu bildiğimiz Almanya’da bile İşçi Sınıfı çok zor ve sağlıksız koşullarda çalıştırılıyor. Kapitalizm denen Sermaye düzeninin en temel dayanağı İşçi-İşveren ilişkilerinin kurallara bağlanmasıdır. Bu kurallar toplu pazarlık, grev, sosyal güvenlik ve işçi sağlığını içerir. Bu düzende genellikle işverenler, kendi koydukları kuralları bile uygulamayarak, daha fazla kâr uğruna İşçi Sınıfına kazanılmış haklarını bile kullandırtmak istemez.

Tüm bunları önlemenin tek yolu İşçi Sınıfının doğru sendikal ve siyasal örgütlenmesini sağlamaktır. Ancak örgütlü işçi hakkını savunur.

(27 Ağustos tarihli Gaziantep Yeniçizgi gazetesinde yayınlanmıştır.)