Yıl: 9     Sayı: 74     01 Nisan 2014 15 Günlük Siyasi Gazete İletişim | Bağlantılar | Arşiv  
               
 
Ana Sayfa
Güncel
Başyazı
Haberler
Makaleler
E-Posta
Kaddafi'nin katledilmesi üzerine...

“Biz Asla Teslim Olmayız. Ya Kazanırız, Ya Ölürüz. Bizden sonraki nesillerle de savaşacaksınız. Bana gelince, ben, cellâtlarımdan daha uzun yaşayacağım.”

Böyle haykırmıştı ülkesini işgal eden İtalyan Emperyalistlerine, Libya’daki Emperyalizme karşı direnişin öncüsü ve sembolü “Çöl Aslanı” lakaplı Ömer Muhtar.

Kendisine, İtalyanlara teslim olmasının tek çıkar yol olduğunu söyleyen korkaklara karşı “Vallahi, ya zafer veya şahadete ermeden bu dağları terk etmeyeceğim ve İtalyanlara karşı devam eden bu savaşı asla durdurmayacağım. Mısır’a gitmek isteyenler buyurup gitsinler, İtalyanlara teslim olup ölümden kurtulmak isteyenler de teslim olsunlar, hiç kimse onları tutmuş değildir.” diye haykırarak ölümsüzleşen, sonunu düşünmeyen bir kahramandır Ömer Muhtar.

Ömer Muhtar’ın katledildiği 1931 yılından 80 yıl sonra “Ya zafer kazanırım ya da şehit olurum” sözleriyle hiçbir zaman teslim olmayacağını haykıran Libya lideri Albay Muammer Kaddafi, ABD ve AB (AB-D) Emperyalistleri ve yerli işbirlikçiler tarafından acımasızca katledildi.

Katliam emri; Trablus’un, AB-D Emperyalistlerinin askeri gücünü arkasına alan ve onların güdümüne giren muhaliflerce ele geçirilmesinden sonra bölgeye giden, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton tarafından, “Kaddafi’yi ölü ya da diri ele geçirin” diyerek verilmişti.

Kaddafi’nin işkence edilmiş, yüzü ve vücudunu kanlar içinde gösteren ve yürek burkan fotoğrafları, basına ve kamuoyuna servis edilmiş durumda. Özellikle vurguluyorlar, Arap Kültüründe büyük bir hakaret kabul edilen, iki ayağına sıkılan kurşunları… Amaçları, Direnen Halkları ve AB-D Emperyalistlerine karşı direnişi kendilerinde cisimleştiren halk önderlerinin gözünü korkutmak. Dünyanın jandarması bizleriz, bize biat edin. Yoksa sonunuz Saddam, Bin Laden ve Kaddafi gibi olur, diyorlar.

AB-D Emperyalistleri, bir Saddam örneğinin yaşanma olasılığına bile izin vermiyorlar artık. Yargılayan değil yargılanan olma olasılığı bile ürkütmekte onları. Bir liderin, bir zamanlar halkına zulüm etmiş bile olsa, bir kahraman olarak, direnen bir lider olarak toplumsal belleğe kazınması olasılığı emperyalistleri ve yerli işbirlikçileri korkutmakta.

O yüzden, AB-D Emperyalistleri, sevinç naraları atıyorlar Kaddafi’nin katledilmesine. Obama, Sarkozy, Merkel, Berlusconi ve Cameron, aynı teraneyi dillendiriyorlar: “Libya’da uzun ve acılı bir sayfa kapandı.”, “Şimdi demokratik ve hoşgörülü bir ulus inşa etme zamanı.”, “İşte dünyanın ihtişamı böyle geçiyor.”, “Libya Halkı güçlü ve demokratik bir ülke olma şansı yakaladı.”, “Libya’da despotluk ve baskı dönemi sona erdi.”

AB-D Emperyalistleri dünyanın hangi ülkesine adım attılar da, gözyaşı, kan, acılar, yokluklar ve ölümler o ülkenin kaderi olmadı? Bu alçak emperyalistlerin Tarihleri insanlık dışı eylemlerin yüzlerce, binlerce örneğiyle dolu değil midir? Daha düne kadar, kardeşçe yaşayan halkları birbirine kırdıran ve bugüne kadar 200 milyon masum insanın canına kıyanlar hep AB-D Emperyalistleri değil midir? Dünyayı babasından miras kalan bir çiftlik olarak gördüğü için, kendisine karşı olan herkesi cani, terörist, insan hakkı düşmanı olarak gören ve gösteren, AB-D Emperyalistleri değil midir? AB-D Emperyalistlerinin koruması, kollaması ve yönetiminde olan ve adlarına “özgürlük savaşçısı” dedikleri yerli satılmışların, her türden insanlık dışı saldırılarını, masum sivillere yönelik katliamlarını “demokrasi hareketi” olarak gösteren AB-D Emperyalistleri değil midir?..

Peki, daha bir yıl öncesine kadar canciğer kuzu sarması oldukları Kaddafi’ye birdenbire neden düşman kesildiler AB-D Emperyalistleri?

Libya lideri Kaddafi, bir zamanlar (Sosyalist Kamp ayaktayken), antiemperyalist söylemlerle AB-D Emperyalizmine kafa tutuyordu.

Genç bir vatansever, halksever subay olarak, ülkesinin zenginliklerinin emperyalistlerce yağmalanmasına karşı çıktı ve 1969 yılında arkadaşlarıyla gerçekleştirdiği bir devrimle, Kral İdris’i devirerek Libya Arap Cemahiriyesi’ni kurdu. Mısır lideri antiemperyalist Cemal Abdülnasır’ın etkisiyle onun ideallerini savunuyor, Arap Birliği’ni kurmak istiyordu. “Arap halklarını bölmek için sömürge güçlerinin belirlediği sınırları” ortadan kaldırmak için çalıştı. Bu uğurda mücadele verdi. Mısır, Suriye ve Libya’nın tek bir ülke olması için uğraştı. Emperyalizme karşı mücadele eden, özellikle Afrika’daki, devrimci hareketleri destekledi.

Ne zaman ki Sosyalist Kamp yıkıldı ve dünya AB-D Emperyalizminin babasının çiftliğine döndü, Irak işgal edildi, Saddam ortadan kaldırıldı, Kaddafi de eski antiemperyalist söylemlerinden vazgeçip, emperyalistlerle iyi geçinmeye başladı. Onların seçim harcamalarını dahi finanse ederek, kişicil ilişkiler kurarak, emperyalistlerle dost oldu. Emperyalistler, Kaddafi ve oğullarıyla her türlü beraberdiler, içli dışlıydılar. Ancak emperyalistler için dostluk da arkadaşlık da hep bir çıkara dayanır. Son programsız Arap Halk hareketlerinden sonra Libya’nın kaliteli petrol yataklarının kayıtsız şartsız ele geçirilmesinin fırsatı doğar doğmaz, Kaddafi’yi bir anda gözden çıkardılar. Kaddafi, çaresizce bu saldırganlığa karşı çıktığı için bir anda düşmanları oldu.

Artık ne insan hakları, ne savaş hukuku onları bağlardı. Yağmadan pay kapmak için kendi savaş örgütleri NATO kararını dahi beklemeden Libya’yı bombalamaya başladılar. Giderek sivillere yöneldiler, Kaddafi’nin oğlunu ve torunlarını öldürdüler. Pis amaçlarına ulaşana kadar da dünyanın gözü önünde benzer katliamlarını yapmaya devam ediyorlar. Kaddafi’yi ortadan kaldırdılar, bütün taraftarlarını da yok etmek istiyorlar…

Sadece AB-D Emperyalistlerinin düşmanlığını mı kazandı Kaddafi?

Düne kadar “kardeşim” diye hitap ettiği, aralarından su sızmayan bizim Tayyipgiller tarafından da, Obama’nın bir telefonuyla düşman ilan edildi Kaddafi. Çünkü AB- D Emperyalistleri öyle buyurdular. Emir yerine getirilmezse biliyor ki Tayyipgiller, “lağım deliğinden süpürülecek”ler.

Ne acıdır ki, Kaddafi’yi vuran NATO uçaklarının komuta merkezi, İzmir’deki NATO Karargâhı’dır. Kaddafi’nin, eşinin, çocuklarının ve torunlarının, masum Libya Halkının kanı, bu modern Haçlılar Seferi’ne ev sahipliğine gönüllü soyunan Tayyipgiller’in de üzerindedir.

Emperyalistlerin alçakça saldırılarına ve yerli işbirlikçilerin ihanetlerine karşı direnen Kaddafi’yi bu süreçte bir tek Komünistler, Devrimciler terk etmedi. Küba ve Venezüella başta olmak üzere dünyanın neresinde gerçek devrimciler varsa onlar Kaddafi’nin AB-D Emperyalistlerine ve yerli hainlere karşı yürüttüğü direnişin sonuna kadar yanında oldular. Bundan sonra da direnen Libya Halkının yanında olacaklardır.

 

Halkın Kurtuluş Partisi olarak diyoruz ki:

AB-D Emperyalistleri, halkların üzerinden kanlı ellerinizi çekin!

Halklar, kendi sorunlarını kendileri hallederler. Başlarına musallat olan, acılar çektiren yöneticilerden de hesap soracak olan halklardır. Siz emperyalist çakallar, tarihiniz boyunca sorun çözmek bir yana hep sorun yaratan oldunuz. Diktatörleri de halkların başına sizler musallat ettiniz. Siz yarattınız o canavarları…

Ama sizin devriniz de elbet sona erecek. Bu acı dolu günler de geçecek. Bizler şunu çok iyi bilmekteyiz; İnsanlık sürgit hayvan yerine konulamaz. Eninde sonunda insanlık hayvanlığa isyan edecek. İnanacak insanlığın kurtuluşuna; örgütlenecek emperyalist saldırganlığa karşı.

İşte o zaman emperyalist güçler darmadağın olacak, inanmış ve örgütlenmiş insanlar karşısında. Tek kalmış dişi de sökülüp atılacak emperyalist canavarların ağzından.

Ömer Muhtar, “Şayet Bingazi’den Cebel’ül Ahdar’a doğru gürleyen bir aslan sesi işitirseniz, sakın korkmayın. Zira olaylar ve zafer dolu günler size aslan kürkü içinde yatan bir eşşeğin olduğunu gösterecektir.” diyordu.

Dünya Halkları da emperyalist musibetleri başlarından defettiği o güzel günlerde, emperyalistlerin aslında birer kâğıttan kaplan olduğunu görecektir.

Ve Libya Halkı da bütün yanlışlarına rağmen, ömrünün sonuna kadar başka bir ülkede rahat bir yaşam sürmeyi değil, ülkesini işgal eden AB-D Emperyalistlerine ve onların yönetimine girmiş işbirlikçilere karşı savaşarak ölmeyi tercih eden Kaddafi’yi unutmayacaktır. 21.10.2011

 

Halkın Kurtuluş Partisi

Genel Merkezi

  
 
Bu siteyi en iyi 1024*768 çözünürlük ve IE 6.0, Netscape 7.x+ bir tarayıcı ile görüntüleyebilirsiniz.
© 2005 Kurtuluş Yolu Gazetesi internet Baskısıdır.