Halkın Kurtuluş Partisi, Türk Telekom’un batırılmasına karşı Suç Duyurusunda bulundu

Bütün Özelleştirmeler İptal Edilsin!
Türk Telekom’u özelleştirenler halka hesap verecek!

Halkın Kurtuluş Partisi, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak, son günlerde yeniden gündeme gelen Türk Telekom’la ilgili yolsuzlukların soruşturulmasını istedi.

HKP Avukatlarınca verilen suç duyurusu dilekçesinde; 2005 yılında özelleştirilerek çoğunluk hissesi Lübnanlı Hariri Ailesi ve Suudi Telecom Şirketi (STC)’nin ortak olduğu Oger Telecom’a peşkeş çekilen Türk Telekom’un adım adım batışa sürüklenerek, kamunun milyarlarca dolar zarar ettirildiği belirtildi. Bu nedenle sorumlu kişilerin görevi kötüye kullanma, zimmet, denetim görevini ihmal suçları ile kamuyu zarara uğratmaktan yargılanmaları talep edildi.

Bilindiği üzere Türk Telekom 2005 yılında halkın büyük tepkisine rağmen özelleştirilmiş bir kurumdu. Türk Telekom, Devlete ait, tekel konumunda olan ve borcu bir yana en fazla kâr eden kurumların başında gelirken Lübnanlı Hariri Ailesi ve Suudi Telecom Şirketi (STC)’nin ortak olduğu Oger Telecom’a peşkeş çekilmişti.

2005 yılından sonra özelleştirme bedelleri bile tam ödenmeden şirket borca batırıldığı ve son olarak tekel konumundaki şirketin % 55 hissesinin Telekom’dan alacaklı bankalara devrine karar verildiği ortaya çıkmıştı.

Türk Telekom’un bugünkü durumu bir halkın nasıl göz göre göre soyulduğunun resmidir. Ülkemizin ciddi bir değeri yabancı Parababalarına teslim edilmiştir. Yabancı Parababaları parmaklarını dahi oynatmadan halkımıza ait olan milyarlarca doları iç etmişlerdir. Batırılan Türk Telekom, son olarak da yerli bankaların insafına terk edilmiştir.

AKP’giller’in; “babalar gibi satarız” politikasının bir sonucunu halkımız Türk Telekom olayıyla bir kez daha yaşamaktadır.  Türk Telekom devirden önce üst üste 4 yıl en fazla Kurumlar Vergisi ödeyen, 2004’te 2.2 milyar TL net kârı olan, 60 bine yakın çalışanı bulunan bir kurumken % 55 hisseye sahip yabancı bir firmanın kredi kullanma aracı haline gelmiş olmaktadır. Kamuya ait bir kurum 13 yıl sonra ülkeye ait değerlerin yurt dışına kaçırılmasına vesile olmaktadır.

Kamusal bir hizmet veren ve hâlâ % 25’i Hazine Müsteşarlığı’na % 6,68’i Varlık Fonuna ait olan dolayısıyla % 31,68’i kamuya ait bir firmanın zarar ettirilmesinde sorumluluk kime aittir?

Halkımızın bu zararı nasıl karşılanacaktır?

Tüm bu soruların cevap bulması ve halkımıza karşı işlenen bu haince suçların kayda geçmesi için yapılan bu suç duyurusunu paylaşıyoruz.

 

Suç duyurusunun dilekçesi aşağıdadır:

 

ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

 

SUÇ DUYURUSUNDA

BULUNAN                           :Halkın Kurtuluş Partisi Genel Başkanlığı

Karanfil Sokak No:24/15 Kızılay/ANKARA

 

V E K İ L L E R İ                  :Av. Metin BAYYAR, Av. F.Ayhan ERKAN,

Av. Ali Serdar ÇINGI, Av. Tacettin ÇOLAK, Av. Sait KIRAN, Av. Azime Ayça OKUR, Av. Halil AĞIRGÖL,

Av. Pınar AKBİNA, Av. Doğan ERKAN,

Ortak Adres:Sezenler Cad. No: 4/15 Sıhhıye ANKARA

 

Ş Ü P H E L İ L E R            : Türk Telekom’un Özelleştirilmesi ve sonrası süreçte

görevli;

  • Tüm Özelleştirmeden sorumlu Bakanlar, Ulaştırma Bakanları, Maliye Bakanları ve Başbakanlar
  • Özelleştirme kararında imzası ve sorumluluğu bulunan bakanlar kurulu üyeleri,
  • Mohammed Hariri ve Ojer Telekomünikasyon A.Ş şirketi sorumlu yöneticileri,
  • Özelleştirme sonrasında Türk Telekom A.Ş.’deYönetim Kurulu üyeliği yapan tüm kişiler,
  • Özelleştirme sonrasında Türk Telekom A.Ş.’deDenetim Kurulu üyeliği yapan tüm kişiler,

 

 

S U Ç                                    : Görevi Kötüye Kullanma  (TCK 257. Md.), İrtikap (TCK 250. Md.), Denetim Görevinin İhmali (TCK 251. Md.), 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71. Maddesini ihlal, Temel Milli Yararlar Aleyhinde Faaliyette Bulunmak (TCK 305. Md.)

 

İHBAR VE BEYANLARIMIZ:

           

Bilindiği üzere 25/7/2005 tarihli 2005/9146 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketi (Türk Telekom)’nin %55 oranındaki hissesinin blok olarak Ojer Telekomünikasyon A.Ş satılmıştır. Satış bedeli olarak 6,55 Milyar ABD Doları değer belirlenmiştir. Ojer Telekomünikasyon A.Ş Lübnan asıllı şüphelilerden Mohammed Hariri ve ailesine aittir. (Bakanlar Kurulu Kararı EK-1)

 

Bu satış sözleşmesine göre Türk Telekomünikasyon A.Ş. hisselerinin %55’i Oger Telekomünikasyon A.Ş., %25’i Türkiye Hazine Müsteşarlığı’na ve %5’i Türkiye Varlık Fonu’na aittir. Geriye kalan %15’lik hissesi de halka arz edilmiştir.

 

Söz konusu bu satış-özelleştirme konusunda en başından beri bir kısım yolsuzlukların yapıldığı, bu satışla kamunun zarara uğratıldığı bilinmektedir. Zira tekel konumundaki kamusal hizmet veren bir kurum yeterliliği tartışma konusu olan yabancı bir şirketin insafına terk edilmiş ve söz konusu kurumun işleyişi şeffaf bir şekilde yürütülmemiştir.

 

Konu hakkında bir çok kez suç duyurularında bulunulmuş ancak gerek adli gerekse idari etkili bir soruşturma yürütülmemiştir. Örneğin Türk Telekom çalışanlarınca 2006 yılında kurulmuş olan TELEKOMCULAR DERNEĞİ’nin hazırlamış olduğu “TÜRK TELEKOM’UN ÖZELLEŞTİRİLMESİ (BİR “TALAN”IN HİKAYESİ)” başlıklı rapor kamuoyunda tartışılan bir çok konuyu dile getirmektedir. (EK-2)

 

Gelinen noktada basına da yansıdığı üzere KAMUYU AYDINLATMA PLATFORMU tarafından yayımlanan 29/08/2018 tarihli Türk Telekom Açıklamasında; Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’ndan iletilen resmi bildirime göre, Ojer Telekomünikasyon A.Ş.’nin (“OTAŞ”), Türk Telekomünikasyon A.Ş.’de (“Türk Telekom”) bulunan %55 oranındaki hisselerinin, OTAŞ’a kredi veren bankaların paydaş olacağı bir ortak girişim şirketi (SPV) aracılığıyla devralınmasının Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından uygun görüldüğü bildirilmiştir. (EK-3)

 

Bu devirin gerekçesi OTAŞ firmasının, Türk Telekom hisselerini teminat göstererek 2013’te aldığı 4.75 milyar dolar tutarındaki krediyi geri ödeyememesiydi. Böylelikle kredi veren bankalar, teminat hisselerini devralarak kuracakları bir özel amaçlı şirkete (SPV) yerleştirmelerine Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan onay verilmiştir.

Bu durumda OTAŞ firmasına kredi veren bankalar Akbank, Garanti Bankası ve İş Bankası, Türk Telekom’un çoğunluğuna sahip olacaklardır.

 

Türk Telekom devirden önce üst üste 4 yıl en fazla Kurumlar Vergisi ödeyen, 2004’te 2.2 milyar TL net kârı olan, 60 bine yakın çalışanı bulunan bir kurumken %55 hisseye sahip yabancı bir firmanın kredi kullanma aracı haline gelmiş olmaktadır. Kamuya ait bir kurum 13 yıl sonra ülkeye ait değerlerin yurt dışına kaçırılmasına vesile olmaktadır.

 

Bunun yanında basından verilen bilgiye göre OTAŞ firması yönetim hakkını kullanarak özellikle 2013 yılından sonra şirketi borçlandırmaya başlamış ve nihayetinde tekel konumunda olan bir firmayı zarar eder konuma getirmiştir. (http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ekonomi/1067912/Turk_Telekom_adim_adim_batisa_nasil_suruklendi_.html) Şirketin açıklanan 2016 yılı zararı 724 Milyon TL’dir. (kaynak:Özelleştirmeİdaresi) – (http://www.oib.gov.tr/T%C3%BCrk%C3%A7e/Portfoy/Portfoy_Detay/T%C3%BCrk_Telekom%C3%BCnikasyon_A%C5%9E/1488904219.html)

 

OTAŞ’ın 4,75 milyar dolar (yaklaşık 16,6 milyar lira) tutarındaki borcu, hisselerinin teminat verilmesi bir yana Türk Telekomun 6cı ay sonu bilançosuna bakıldığında, 6,7 milyar lira kısa vadeli ve 14,7 milyar lira uzun vadeli olmak üzere 21,4 milyar lira borcu olduğu görülüyor.

 

Kamusal bir hizmet veren ve hala % 25’i Hazine Müsteşarlığı’na %6,68’i Varlık Fonu’na ait olan dolayısıyla %31,68’i kamuya ait bir firmanın zarar ettirilmesinde sorumluluk kime aittir? Halkımızın bu zararı nasıl karşılanacaktır?

 

Yine basından takip ettiğimiz kadarıyla şüphelilerden Türk Telokom A.Ş. yönetim kurulu başkanı MOHAMMED HARIRI’ye ait olan OTAŞ firması, özelleştirme sonucunda devlete ödenmesi gereken meblağın  büyük bölümünü Telekom hisselerini teminat göstererek aldığı krediyle ödemiştir. Özetçe söylemek gerekirse satılan kurumun parası yine satılan kurumun parasıyla ödenmiştir. Bu durum açıkça kamunun zarara uğratılmasıdır.

 

Bunun yanında OTAŞ firmasının kendi açıklamalarına göre 2005 ile 2018 yılları arasında 6,54 milyar ABD Doları da OTAŞ firmasına dolayısıyla Hariri ailesine temettü (kar payı) olarak ödenmiştir. Dolayısıyla bankalardan çekilen ve ödenmeyen kredi ile birlikte tahsil edilmiş milyarlarca dolarlık kâr payı da eklendiğinde ülkemizin uğradığı zararın büyüklüğü otaya çıkmaktadır.

 

Sonuç olarak bu gün kamunun elinde olması gereken milyarlarca dolar değerindeki kazanım özel kişilere dağıtılmış ve daha önce hem ödediği vergiyle hem de bu vergi dışında elde ettiği kârla halka fayda sağlayan bir kurum KASITLI OLARAK batırılmıştır. Türk Telekom’un satışı ve sonrasındaki yönetiminden kaynaklı olarak ciddi bir kamu zararının oluştuğu açıktır.  Bu durumun oluşmasında kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerin bulunduğu da aşikardır

 

Bu durumun yaşanmasında başta kamu adına denetim ve yönetim görevini yerine getirenlerle birlikte bu durumdan maddi gelir elde eden şahıslar sorumludur.

 

Kamu adına Türk Telekom A.Ş. firmasını denetlemekle görevlendirilmiş kişilerle birlikte şirketin 2005 yılından sonra göreve gelmiş denetleme ve yönetim kurulu üyelerinin Görevi Kötüye Kullanma  (TCK 257. Md.), Denetim Görevinin İhmali (TCK 251. Md.) 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71. Maddesini ihlal, irtikap (TCK 250. Md.) ve ortaya çıkması halinde zimmet suçlarından derhal soruşturulması gerekmektedir.

 

Telekom temel bir milli değer idi. Bu nedenle Özelleştirilmesinde görev alanlar hakkında “Temel Milli Yararlar Aleyhinde Faaliyette Bulunmak” (TCK 305. Md.) suçundan da soruşturma yürütülmelidir.

Kamuyu doğrudan ilgilendiren bu tür benzer suç unsuru taşıyan olaylarla ilgili müvekkil Parti defalarca suç duyurularında bulunmuştur. Çünkü Halkın Kurtuluş Partisi “Halk İçin, Halk Tarafından” bir yönetim anlayışını benimsemektedir. Ayrıca Halkın Kurtuluş Partisi’ne göre, idari her türlü eylemin ve davranışın halka açık olması ve yargısal denetime tabi olması gerçek hukuk devletinin de temel prensibidir.

Kamunun ve kamu kuruluşlarının kasten zarar ettirilmesi, Kamunun parasının, kamunun ortak değerlerinin, uluslararası Parababalarına peşkeşi, müvekkil partinin hukuki ve siyasi mücadele alanına girer. Bu bağlamda, Hukuki hesabının sorulması için savcılığınıza başvuruyoruz.

Tüm bu sebeplerle, şüpheli olarak belirtilen sorumlular hakkında kamu davası açılması için işbu suç duyurusunu yapmak zorunlu olmuştur.

 

SONUÇ ve İSTEM             : Yukarıda açıkladığımız ve Cumhuriyet savcılığınca resen araştırılacak sebeplerle, şüphelilerin eylemlerine uyan anılan suçlarla ilgili gerekli soruşturmanın yürütülerek Kamu Davası açılmasını müvekkil Parti adına talep ediyoruz. 06/09/2018

 

 

Suç Duyurusunda Bulunan

Halkın Kurtuluş Partisi Genel Başkanlığı

Vekilleri

 

Av. Metin BAYYAR                    Av. Sait KIRAN

 

Av. Azime Ayça OKUR       Av. Doğan ERKAN

 

EK-

1- Bakanlar Kurulu Kararı

2- Rapor

3- KAP açıklaması

4- Vekaletname