3-5 bin TL nedir ki yani?..

06.03.2018
A+
A-
3-5 bin TL nedir ki yani?..

Yasemin Özilhan, modaseverlerin yakından takip ettiği ünlü sima, tarzıyla herkesin gözdesi olan cemiyet hayatının ünlü isimlerinden… Eğer bu yazıyı moda dergileri veya ulusal gazetelerin birinde yazsaydık böyle başlardık. Ama biz halkın gazetesinde yazıyoruz öyle değil mi?

Şimdi bu Hanımefendi, Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan’ın gelini. Yasemin Özilhan demiş ki: “Bazı ayakkabı kıyafet çok pahalı olabiliyor tabiî ama benim öyle bir takıntım yok. İllaki pahalı olması gerekmiyor. 3-5 bin TL’ye giyinen de var. Önemli olan yakıştırmaktır. Marka olmayan şeyi de giyerim.”

Tabiî Türkiye’nin en önemli Parababalarından birinin gelini olmak öyle kolay değil, hakkını vereceksin. Saçma sapan açıklamalarla gündem olacaksın. Hatta yetmezmiş gibi bir de halkımızla utanmazca dalga geçeceksin. Her bir koldan işsizlikle, pahalılıkla, zamla ve zulümle boğuşan insanlarımızı küçümseyeceksin. Hele böyle bir dönemde…

Halkımız aç, halkımız geçinemiyor; geçinemediği için kendini yakıyor. Her bir koldan kuşatıldık aklımızla dalga geçiyor bu insanlar.

Bu arada bir parantez açmak gerekirse Anadolu Grubu, Türkiye’nin kapitalist sermayelerinden bir tanesi. Bünyesinde birçok markayı barındıran Grup, AKP’giller iktidarının en büyük destekçilerinden.

Günümüz ekonomik verilerine bakarsak, 1 Ocak 2018 itibarıyla açıklanan asgari ücret (Sefalet ücreti) AGİ (Asgari Geçim İndirimi)  dâhil 1603 TL. Bekâr bir işçi için açıklanan AGİ (Asgari Geçim İndirimi) 152.18 TL. Geriye kalır 1450,82 TL. Yani Asgari Ücret aslında 1450,82 TL.

Yani bizim “mahlemizde” kimse 2-3 bin TL’ye giyinemiyor Yasemin Hanım. Burada “mahlemizden” kastımız ise tabiî ki de İşçi Sınıfı’dır. İnim inim inleyen, zamla zulümle boğuşan Emekçi Sınıfımızdır.

Geçinemiyoruz

Geçen günlerde basında yer alan haberin başlığı şöyle:

“Türkiye’de işçiler geçinemiyor, sendikasız, güvencesiz

“Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi (DİSK-AR) tarafından hazırlanan “Türkiye İşçi Sınıfı Gerçeği” raporuna göre Türkiye işçi sınıfının, yani 15 milyon insanın manzarası şöyle: Ücretler düşük, geçim sıkıntısı büyük. Çalışma süreleri uzun, sendikalaşma zayıf. İşyerlerinde sağlık ve güvenlik önlemleri yetersiz. Sendikalı işçilerin çalışma ve yaşam koşulları sendikasızlara göre daha iyi. İşçilerin yalnızca yüzde 48’i adil bir ücret aldığını düşünürken, işçilerin yüzde 54’ü ay sonunu zorlukla getirdiğini söylüyor.

“En büyük sorun: Düşük ücret, işsizlik, uzun çalışma…

“İşçilere çalışma hayatına dair 8 önemli sorun arasında en önemli gördüklerini cevaplamaları istendiğinde öncelikli cevap düşük ücret oldu. İşçilerin en önemli gördükleri sorunlar ise sırasıyla şöyle: Düşük ücret (yüzde 77), işsizlik (yüzde 75), sigortasızlık (yüzde 46), uzun çalışma saatleri (yüzde 43), güvencesizlik (yüzde 39), taşeron çalışma (yüzde 33), işçi sağlığı ve iş güvenliğinin yetersizliği (yüzde33), kıdem tazminatı (yüzde 32).” (https://www.evrensel.net/haber/346041/turkiyede-isciler-gecinemiyor-sendikasiz-guvencesiz)

Yukarıdaki araştırmada görülen rakamlar; tam olarak halkımızın, İşçi Sınıfımızın durumunu ortaya koyuyor. Dört bir koldan AB-D Emperyalistleri ve yerli satılmışlar tarafından kuşatılarak cehennemi yaşayan ülkemiz her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Ama bu gidişi durduracak olan bizleriz. Halkın nasıl yaşadığından bihaber “Sosyetik simalar” varsın küçümsesin bizleri.

Halkız, Haklıyız Yeneceğiz!

 

İstanbul’dan bir Kadın Yoldaş