Adamın ufkuna bak…

01.01.2019
A+
A-
Adamın ufkuna bak…

“Doğru Alanda Projeler (DAP)” Yapı Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Yılmaz’ın, 25 Aralık tarihinde Hürriyet Gazetesi’nde yayımlanan açıklamalarını aktarmak istiyoruz sizlere:

“NİŞANTAŞI’NA ŞİMDİDEN 15 BİN TELEFON ALDIK

“NİŞANTAŞI’nda tüm dünyaya örnek olacak bir model üzerinde çalışıyoruz” diyen Ziya Yılmaz, “İhaleyi aldığımızda da söylemiştik; Nişantaşı’nın tarihi dokusuna, kültürüne sahip çıkabilecek bir projeden söz ediyoruz. Yeni trendleri barındıran, hayranlık uyandıran ve yaşamak isteği uyandıran, 60 yıl sonra bile eskimeyecek bir proje olacak. İçinde çok sürpriz de barındıracak. Çağrı merkezimize şu ana kadar 15 binin üzerinde Nişantaşı ile ilgili telefon geldi. Hepsi de lütfen satışa çıkmadan bize bilgi verin diye arıyor” dedi.” (http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/buyuk-firsati-kacirmayalim-41062432)

Üfürmeleri bir yana bırakalım… Adamın ufku ne?

“60 yıl sonra bile eskimeyecek bir proje ol”mak!

Vay anam vay! Üfürmelere bak, ufka bak(!)

Dünyada ve ülkemizde öyle binalar var ki, 1000 yıllardır olduğu gibi duruyor. 100’lerce yıldır duran binalar var görkemleriyle ve yarattıkları ufuklarıyla… Ülkemizde sadece Mimar Sinan’ı ansak yeter de artar…

Sonra da kalk, internet sitende, “Geleceğin binalarını inşa ediyoruz. DAP YAPI projeleri üstün nitelikleriyle sektöre yön veriyor. Tıpkı İspanyol mimar Gaudi’nin eserleri gibi şehirde dolaşırken aniden karşınıza çıkarak sizi şaşırtıyor. İz bırakan, hayranlık uyandıran, tek tip binaların yanında masallardan fırlamış gibi duran DAP projeleri, bulunduğu yerin bütün havasını değiştiriyor.” de…

(https://dapyapi.com.tr/baskanin-mesaji)

İspanyol mimar Gaudi kim, sizin ufkunuz kim?..

Önce tanıyalım Gaudi’yi ve nasıl bir fark olduğunu görelim aralarında:

***

“Antoni Gaudí ya da tam adıyla Antoni Plàcid Guillem Gaudí i Cornet, İspanya’da Art Nouveau akımının öncüsü olan ünlü Katalan mimardır. Barselona’nın en ünlü mimari eserlerinin yaratıcısıdır.

25 Haziran 1852’de Katalonya’nın Reus kentinde doğmuştur. Bir bakır ustasının oğludur. 1869’da başladığı mimari eğitimi, askerlik hizmeti ve çeşitli nedenlerle sekiz yıl sürmüştür. 1878’de eğitimini tamamladığı Barselona kenti, tüm sanatsal etkinliklerinin merkezi olmuş ve kişiliğinin gelişiminde büyük yer tutmuştur. O dönem, Barselona’da özellikle tekstil endüstrisinin gelişmesiyle orta sınıfın güçlendiği, zenginliğin ve şehirsel gelişimin arttığı bir dönemdi. Gaudí, Fransız mimar Eugene Viollet-le-Duc ve “süsleme, mimarinin kaynağıdır” diyen İngiliz düşünür John Ruskin’in fikirlerinden etkilenmiştir. Zamanla 19. yüzyılın baskın tarihi stillerinin ötesine geçerek, kendi sınıflandırılması güç estetiğini yaratmıştır.

“İlk önemli eseri, Vicens ailesi için 1883-1888 tarihleri arasında yaptığı Barselona’daki Casa Vicens adlı yazlık ev idi. Daha sonra Eusebi Güell adlı sanayici ile güçlü bir ilişki kurarak bu aile için yaptığı eserlerle Barselona’da prestij edinmiştir. Bu eserler, Güell Pavilyonu, Güell Sarayı, Güell Mahzeni, Colonia Güell Türbesi ve Güell Parkı’dır. Diğer önemli eserleri arasında Teresano Koleji, kendisine yılın binası ödülünü kazandıran Celvet Evi, Bellesgurad Villası, Battlo Evi ve La Pedrera adıyla bilinen Casa Milà bulunur.

“En ünlü eseri ise hayatını adadığı, yapımı halen süren La Sagrada Familia bazilikasıdır. Gaudí, 1882’de Francesc de Paula Villar y Lozano tarafından yapımına başlanan bu kiliseyi tamamlama işini 1883’te üzerine aldı. Gittikçe daha fazla zamanını bu esere ayıran Gaudí, 1908’de başka proje almayı bıraktı ve 1926’daki ölümüne kadar sadece La Sagrada Familia ile uğraştı. Gaudi, tüm mimari bilgisini karmaşık semboller sistemi ve inancın gizemlerine ilişkin görsel açıklamalarla birleştirerek bir 20. yüzyıl katedrali yaratmayı arzuluyordu. Sadece tüm enerjisini esere ayırmakla kalmadı, stüdyosunu da inşaata taşıdı. 7 Temmuz 1926’da, 74 yaşında bir trafik kazası sonucu projesini tamamlayamadan öldü ve La Sagrada Familia’ya gömüldü.

Gaudí’nin eserlerinin sekiz tanesi UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alır. Park Güell, Palau Güell ve Casa Milà 1984’te, La Sagrada Familia’nın “İsa’nın Doğuşu” cephesi ile yeraltı türbesi, Casa Vicens, Casa Battlo ve Colonia Güell Türbesi 2005’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmiştir.”

(http://www.wikizeroo.net/index.php?q=aHR0cHM6Ly90ci53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvQW50b25pX0dhdWTDrQ)

***

 

Şimdi bir Gaudi’nin ufkuna ve yaptıklarına bakın, bir de DAP Yapı’nın ufkuna ve yaptıklarına!

“Gaudí’nin eserlerinin sekiz tanesi UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alır.”, sizin belki de en önemli eseriniz, 60 yıllık bir ufku önüne koyar!

60 yıl dediğiniz nedir?

En sıradan inşaat kalfası, ustası bile 50-60 yıllık binalar yapıyor. Ülkemizdeki en sıradan binalar bile 50-60 yıllık.

Bütün bu gerçekler ortada dururken sen kalk; “60 yıl sonra bile eskimeyecek bir proje olacak” binalar yap! Bununla övün!

Hadi canım! Gülerler kedinin çamaşır yıkayışına.

Ziya Yılmaz’ın ufku; vurguncu bezirgân müteahhit ufkudur. Bir örnektir. Ama aşağı yukarı bu alandaki bütün diğerlerini de kapsar.

Bunlar, üretim yapmadan kâr elde etmeyi, vurgunculuk yaparak, 3’e yapıp 10’a 20’ye hatta 50’ye 100’e satan vurgunculardır. Ve bunlardan ülkemizde yüzlercesi, binlercesi vardır. Yerden mantar gibi biterler bunlar. Çünkü vurgun alanı çok büyüktür.

Bunların en büyüklerinden bir tanesi olan görgüsüz, utanmaz, ahlâksız ve gerçek anlamda vurguncu olan Ali Ağaoğlu yıllar önceki bir röportajında, deniz kumuyla inşaatlar yaptıklarını itiraf etmişti.

İşte sizin ufkunuz; deniz kumu kadardır!

Sizde, üretim, güzelsanat, kalıcılık, estetik değerler yoktur. Varsa yoksa vurgun ne kadar, anlayışınız vardır.

Var mı dünya çapında bilinen, tanınan “yerli ve milli”(!) bir markamız?

Yok!

Ve asla da olmaz bu ufukla!

Siz, bu toplumun sırtından geçinen asalaklarsınız. Vurguncusunuz, soyguncusunuz. İnsanları aldatırsınız sürekli olarak. Çürük çarık biralar yapıp satar, bir kısmını da parasını almış olsanız bile yapmayıp, zavallı insanları perperişan, evsiz barksız bırakırsınız.

Bizim Partimiz olan Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) ise bu konulara şöyle yaklaşır:

 

***

Şehirlerimiz, bu medeniyetlerden bize miras kalan pek çok yapı, tarihi eser ve kalıntıyla doludur. Bunları özenle korumamız, insan ve tabiat olayları tarafından bozulmalarını, yok olmalarını önlememiz gerekmektedir.

Parababaları, yalnız insana değil Tarihe ve Tabiata da hiç saygı duymamaktadır. Sevgi beslememektedir. Bu sebeple de şehirlerimizin Tarihi dokusunu, yeşil alanlarımızı, kıyılarımızı acımasızca tahrip etmekte, yok etmektedir. Şehirlerimizdeki Tarih varlıklarını kazıyıp, yerlerine iş merkezi, katlı otopark, lüks konutlar yapmaktadır. Namuslu bir bilim insanımız, geçen yıl; “Konya’da son yirmi yılda yapılan Tarih katliamı, önceki beş yüz yılda yapılana denktir” demişti. Diğer şehirlerimizde de hemen hemen aynısı yapılmaktadır.

Dünyanın en güzel yerleri arasında gösterilen kıyılarımız, yakıp yıkılarak, turistik otellerle, pahalı konutlarla doldurulmaktadır.

Bu tahribatı, hükümetleriyle, yerel yöneticileriyle Parababalarının emrindeki siyasiler yapmaktadır.

Oysa bilime göre, şehirlerin Tarihi dokusu korunur, yeni ilaveler, genişletmeler, çevredeki boş araziler üzerine yapılır. Eski ve yeni şehir birbiri üzerine bindirilmez.

Kıyılarımız, koylarımız, yeşil alanlarımız, göllerimiz, nehirlerimiz ve denizlerimiz de gözümüz gibi korunur. Kirletilmez, bozulmaz.

Para ve kâr tanrısına tapınan Parababalarının, bu insan, Tarih ve doğa katliamları onların cibilliyeti iktizasıdır. Torunlarımız bunları lanetle anacaktır.

Partimizse, Parababalarınınkinin tam tersi bir tutumla, bütün bu konularda sadece bilimin emrettiği şekilde davranacaktır. Yapılması gerekenleri, bedelini umursamaksızın, hızla yerine getirecektir.

“(…)

“Konut Sorunu: Bir zamanlar büyük şehirlerimizde yangına karşı zengin fakir herkesin katıldığı gönüllü örgütler nasıl vardıysa, tıpkı öyle, evsizlere imece yoluyla inşaat seferberliği bir çeşit gönüllü ulusal spor derecesine çıkarılacak. Maliyeti çok, ömrü az, sağlıksız gecekondu ve izbecikler yerine, nazım imar planına uygun, ucuz, konforlu, depreme ve diğer doğal afetlere dayanıklı, güvenli çok katlı blok inşaat; halk örgütleri, belediyeler ve devletçe desteklenecek.” (https://www.hkp.org.tr/program/)

***

 

İşte biz iktidara geldiğimizde, Demokratik Halk İktidarını kurduğumuzda, aynen atalarımızın yaptıkları gibi, 100’lerce, 1000’lerce yıl yaşayacak, örnek olacak binalar yapacağız Parti Programımızın emrettiği şekilde.

Bizim ufkumuz; İnsanlığın geliştirilmesi ufkudur! Buna uygun davranma ufkudur! İster binasıyla, ister teknolojisiyle, sanayisiyle.

Aramızdaki fark da budur sizin gibi vurguncu bezirgân müteahhitlerle!