Malum Kişi’nin Son Oyunları

06.03.2018
A+
A-
Malum Kişi’nin Son Oyunları

Suriye’den gelen şehit haberleri yürek dağlıyor.

Ne uğruna?

Dinci diktatörlüğün varlığını sürdürmesi, emperyalizme verdiği sözün, üstlendiği görevin yerine getirilmesi uğruna.

Görev BOP’tur!

Emperyalizm, “Arap Baharı” karmaşasında, CIA ile hazırda tuttuğu binlerce dinci teröristi Irak ve Suriye’ye yığdı. El Kaide artığı IŞİD’i örgütledi, silahlandırdı, eğitti, yönlendirdi…

Emperyalizm, IŞİD katillerini özellikle Esad yönetimine karşı sürdü. Ağır IŞİD cinayetleriyle Suriye HALKINI terörize etti.

Tabiî Eşbaşkan’dan da büyük destek aldı. Eşbaşkan’ın “kardeşi” durumundaki Esad, bir anda “Esed” oluverdi.

Ama Esad, Rusya ve İran’ın da desteğiyle direnince oyun bozuldu.

Bu kez emperyalizm, bölge halklarını kendi yarattığı “IŞİD belası”ndan “kurtarmak”(!) için Kürtleri örgütledi. Kuzey Irak’ta Barzani devletçiğini oturttu, sağlamlaştırdı; Kuzey Suriye’de PYD-YPG’yi örgütledi, eğitti, donattı, kullandı ve kullanıyor.

Kaba bakıldığında emperyalizmin amacı tutmadı denilebilir. Taktik hedef olarak Esad yönetiminin düşürülmesi esas alınırsa böyle görülebilir. Ama aslında istediğini yapıyor. Irak’ı fiilen böldü, Suriye coğrafyasını dağıttı.

Vaktiyle Kuzey Irak’ta yaptığı gibi, Kuzey Suriye’de de Amerikancı Kürt Hareketine etnik temizlik yaptırtarak, Arap ve Türkmenleri kaçırdı, bölge dışına gitmelerine neden oldu.

Hedef gene aynı: BOP!

Dolayısıyla Eşbaşkan’ın görevi devam ediyor: İşte Afrin’deki savaşı bu “görev” kapsamında değerlendirmek gerek.

BOP’un en değerli, en nüfus yoğun kesimi Kuzey Irak ve Kuzey Suriye. Burada kurulacak Kürt devlet(ler)i, kaçınılmaz olarak Türkiye’de Yeni Sevr’in hayata geçirilmesi için kullanılacak.

“İyi ya”, denilecek, “Türkiye’nin Afrin’e girmesi bu oyunu bozmaz mı?”

Türkiye’yi yurtsever bir parti yönetse, evet, bu oyunu bozar. Ancak iktidarda emperyalist uşağı bir yönetim var. Türk Ordusu’nun “Başkomutanı”, aynı zamanda BOP’un Eşbaşkanı.

Türk Ordusu’nun müttefiki ise, sivil halka karşı her kötülüğü yapabilecek nitelikteki dinci çapulcular.

Öte yandan, arkasını emperyalizme dayamış, Malum Kişi’nin “ha geldik, ha geleceğiz” nutukları sırasında Afrin’de iyi tahkimat yapmış hain bir Kürt hareketi var Türk Ordusunun karşısında.

Bir buçuk ay önce harekât başlatıldığında, sanki birkaç gün içinde tüm Afrin ele geçirilecek, Afrin ilçe merkezi hemen alınacak havası yaratıldı.

Oysa bakıyoruz, durum pek de iç açıcı değil.

Yılmaz Özdil Mart ayı başında verilen 8 şehidin hikâyesini, sanki bizzat savaşmış askerlerin ağzından yazdı. Şöyle:

***

Hepsi arkadaş.

Hepsi İzmir’den gitti.

Bornova’dan.

Sekiz gün önce dört tabur halinde Çiğli askeri üssüne getirildiler. Kafalarında sarıklı imamlar filan geldi. İmamlar işin bu tören kısmını hiç ıskalamıyor. Uğurlarken imamlar hep başrolde, poz verirken imamlar hep kadrajda ama, vuruşurken ortada bi tane imam yok.

Neyse, bindiler askeri uçaklara, Hatay’a indiler, Hassa ilçemizden Amanos eteklerinden Suriye topraklarına girdiler.

Yağmur vardı.

Zemin balçıktı.

Postal yapışıp kalıyordu.

Çocuklarımızın sürüldüğü yer, sadece mecazi manada değil, kelimenin tam manasıyla “bataklık”tı.

Henüz gün ışımamıştı.

Keltepe tabir edilen 1083 rakımlı tepeden taciz atışı yemeye başladık.

Hava aydınlanır aydınlanmaz, tanksavarla dozerimizi vurdular.

(Dozerlerimiz greyderlerimiz var orada, arazi berbat, bazı durumlarda tanklardan fazla işe yarıyorlar.)

Sabahın körü, tanksavarla dozerimizi vurdular, Bornova taburu atış yapılan tepeyi almak için harekete geçti.

Karşıdan yoğun ateş başladı.

Pozisyon almışlardı.

Bekliyorlardı.

Çocuklarımızla teröristlerin arası, el bombası mesafesine kadar düştü, göğüs göğüse denir ya, işte o derece yakındılar.

Bizimkilerde el bombası yoktu.

Herifler hazırlıklıydı.

Maalesef, ilk temasta şehitleri verdik.

Uğur, Taha, Rıdvan, Arif, Recep, Burhan, Mehmet, Ozan, 8 şehit.

30’un üzerinde yaralımız vardı.

Bekir mesela, boynundan vuruldu, Uğur tam iman tahtasından, göğsünden yedi, Uğur’a koşayım derken Abdullah da aynı yerden, göğsünden vuruldu, çok şükür ki, yaşıyorlar, hayata tutunuyorlar, Tuna sağ kolundan, Erhan sağ ayak bileğinden, Mesut sol kolundan dirseğinin altından, Şevket sağ elinden yedi, muhtemelen iki parmağını kurtaramayacağız, Sinan’ın durumu ağır, kafasına sol taraftan şarapnel isabet etti, Kayhan, Hasip, Reşit, Sedat, Mahmut, İsmail, hepsinde şarapnel yarası var, Selçuk’unki maalesef sağ gözüne denk geldi, hayati tehlikesi sürüyor, Muzaffer köy korucusudur, Mardinli’dir, boynundan şarapnelle vuruldu, durumu ağır, Buğra sağ omuzundan yedi, kolunun durumu hayli kritik.

Teröristlerin tahkimli mevzileri vardı. Bölgeyi metro hatları gibi kazıp betonlamışlar, ordan girip şurdan çıkıyorlardı.

Havan fırlattık.

Sonuç alamadık.

Haybeye toprağı dövdük.

Helikopterimiz geldi.

İsabet aldı, çekildi.

Diyarbakır Sur’da gördüğümüz uzun namlulu keskin nişancıları Afrin’e getirmişler. Kimseyi kımıldatmadılar.

Etkili noktalara konuşlanmışlardı, 800 metreden 900 metreden basıyorlardı, yerini tespit edip top atışı yapsan bile, geç kalınmış oluyor. Vuruyor tetikçi, giriyor tünele, başka taraftan çıkıyor.

Kimsenin kafasını kaldırtmadılar.

Şehitlerimiz ve yaralılarımız bu yüzden saatlerce bölgeden çekilemedi.

Özellikle makineli tüfek nişancılarımızı hedef aldılar, şehit ve yaralıların çoğu makineli tüfek nişancılarımız… Sıhhiyecimiz bile yaralandı, İsmail, sıhhiyeciye bile sıktılar.

Ağır çatışma saat 16’ya kadar devam etti.

Bizimkilerin mühimmatı bitti.

Uçak desteği istediler.

Diyarbakır’dan iki F16 geldi.

İnanın yazarken bile yüreğim kabarıyor, gözyaşlarımı tutamıyorum… Tim komutanımız gencecik bir teğmen, hedef koordinat tarifi yaparken, “üstüme atın” diye yalvarıyordu telsizden… “Herifler dibimde üstüme atın” diye bağırıyordu. Nasıl bassın tetiğe pilotlar… Aradaki mesafe on metreden bile azdı, en başta teğmen, teröristlerle birlikte çocuklarımız da buhar olacaktı, atamadılar. Ateş desteği verilemedi. Anca hava karardıktan sonra vaziyete hâkim olabildik.

Çocuklarımızla teröristlerin arası el bombası mesafesine kadar düşmüşken, sayın ahalimiz ofsayt mesafesini tartışıyordu.

Sayın haysiyetsiz medyamız tembihliydi, şehitleri tee 12 saat önce vermemize rağmen, Beşiktaş-Fenerbahçe maçının bitmesi beklendi.

Herkes maçtaki kapışmayı konuşurken, Afrin’deki kapışma gargaraya getirildi, şehit sayısı ufak ufak artırıldı, Beşiktaş-Fenerbahçe karambolunda alıştıra alıştıra açıklandı.” (Sözcü, 3 Mart 2018)

***

 

Görülüyor ki karşı güçler eğitimli, organize, hazırlıklı. Önceden yerleşmiş 200 civarında militandan söz ediliyor. Keskin nişancılar yerleştirilmiş. Ağır silahlar da var, tanksavar gibi. Coğrafyayı da iyi bilseler gerek… Maalesef Türk Ordusu’na büyük kayıp verdirdiler.

Çarpışmalara ilgili Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar’ın verdiği bilgiler ise şöyle:

“Ele geçirilenler arasında tank hendekleri var. 3 metre genişliğinde ve 5 metre derinliğinde. İrtibat hendeği değil bunlar. Tanklar için özel yapılmış hendekler. Neden bunları yapıyorlar? Hendeklerden geçemeyecek tankları ve diğer paletli tekerlekli zırhlı unsurları istedikleri taraflara yönlendirerek oluşturdukları ölüm bölgelerinde tanksavarlarla, gelişmiş patlayıcılarla imha etmek istiyorlar. Engeller, patlayıcılar, konvansiyonel ve sofistike silahlarla harekatı etkisizleştirmek istiyorlar. YPG/PKK’nın bu denli bir tahkimat üretmesinin ardında bir kurmay akıl var.” (Yeniçağ, Abdullah Ağar’ın Afrin Değerlendirmesi, http://www.yenicaggazetesi.com.tr/abdullah-agardan-afrin-degerlendirmesi-185771h.htm)

Dünkü sivil Kürtlere bu eğitimi kim veriyor?

“Kurmay akıl” kim?

Tabiî ki emperyalizm!

Oyun belli!… Türk Ordusu’nun kaybı ne kadar yüksek olursa, malum Kürt Koridoru o kadar kolay hayata geçirilecek. Bugün olmasa da yarın… Türkiye ÖSO’dan ve Amerikan çizgisinden çıkıp Suriye yönetimiyle uzlaşmadıkça gidiş böyle.

Vaktiyle aynı oyun Kuzey Irak’ta oynandı. Saygı Öztürk, diplomat Onur Öymen’in gözüyle oyunu şöyle aktarıyor:

“… Afrin yalnız Türkiye’yi ilgilendirmiyor. Kürt koridoru olursa, Türkiye’nin Irak ve Suriye ile bağlantısı kesilmiş olacak. Arap dünyasıyla coğrafi bağımız kalmayacak ve tek muhatabımız Kürtler olacak. Gerisini Onur Öymen şöyle açıklıyor:

“Bunun için ABD, 2015 yılında Irak’a yeni anayasa dayattı. Anayasaya dayalı olarak Kuzey Irak’ta 16 bin peşmerge eğitiliyor. 26 bin peşmergenin bütün ihtiyaçları karşılanıyor. 38 bin peşmergeye de maaş veriliyor. Ayrıca Almanya da silah veriyor. Kuzey Irak’ta eğitim kampı da kurdular. Onların verdiği silahların bir kısmı karaborsada satılıyor. Kuzey Irak’ta yapılanın aynısını şimdi Suriye’de yapmak istiyorlar. DEAŞ’la mücadele adına yılda 550 milyon dolarlık yardım yapıyor. Oysa Suriye’de DEAŞ kalmadı” (Sözcü, 3 Mart 2018)

Öte yandan, Malum Kişi’nin ABD Emperyalizminin Dışişleri Bakanı Tillerson ile ne konuştuğu belli değil. Ama tahmin etmek zor değil.

Çok çok, “biz Afrin’e karışmıyoruz, ama sen de Esad’a yükleneceksin” demişlerdir Malum Kişi’ye. (Reza silahını da Malum Kişi’ye karşı koz olarak kullandıkları kesin.) Buna rağmen, Türk Ordusu YPG tarafından ne kadar yıpratılırsa o kadar iyi diyorlar emperyalistler.

Malum Kişi İdlib’deki IŞİD’cilere, gericilere, yobaz katillere destek oluyor. Esad rejimine karşı! Rus medyasında, Serakıp’ta düşürülen Rus uçağına desteğin Türkiye’den verildiği belirtiliyor.

Türkiye’nin hâlâ bu katillere destek verdiği çok açık. Bölgeyi iyi bilen, gelişmeleri yakından takip eden gazeteci Fehim Taştekin’in aktardığına göre, Heyet Tahrir el Şam adlı katiller çetesinin lideri konumundaki kişi, Ebu Muhammed el Colani, 17 Ocak 2018’de şöyle diyor:

“Astana anlaşması, batı bölgesinde Türk askerlerinin kontrol noktaları kurmasını içeriyordu. Biz bu girişimi de reddettik. Çünkü bu yerlerin daha sonra rejime teslim edilmeyeceğine dair bir garanti yoktu… Ardından gerilimin maliyetini en aza indirecek ve Müslümanlara vereceği zararı önlemek amacıyla Türkiye ile bir formül bulma yolunu seçtik. Bu gelişme Türkiye’nin İdlib’e girmesini ve bizimle savaşmasını isteyen rejim ve müttefiklerini çileden çıkardı.” (https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/02/06/afrin-aynasinda-idlib-ve-rus-ruleti/)

Bu, Malum Kişi’nin dinci çapulcularla işbirliği yaptığının kesin kanıtıdır. Oysa, Astana Süreci, bu dinci teröristlerle mücadele edilmesini öngörüyordu. Malum kişi böylesine ikili oynamaktadır. Çünkü Amerikan Emperyalizmine hizmet etmekle görevlidir.

Fırat’ın doğusunda ise Amerikan birlikleri cirit atıyor. Bir buçuk yıl önce Anadolu Ajansı, Kuzey Suriye’de ABD’nin 10 üssünün olduğunu belirtmişti (bkz: Üs haritası). Şu anda ise ABD’nin 20 üssünün olduğu belirtiliyor. Yeni üslerin başlıcaları; Menbiç, Tel Abyad, Mebruka, Derbesiye, AbdülazizDağı, Heku Cibus, Kamışlı, Robariye bölgelerinde.

ABD’nin Suriye’de kalışının ucu ise açık. Tillerson’un en son Ocak 2018’de açıkladığına göre, bölgede İran’ın etkisi kırılana ve Esad yönetimi düşürülene kadar ABD Suriye’de kalacakmış (https://www.theguardian.com/us-news/2018/jan/17/us-military-syria-isis-iran-assad-tillerson, 17  Ocak 2018).

Vay Ortadoğu Halklarının başına!

Özetle, emperyalizm Fırat’ın doğusunda uşak bir Kürt Devleti daha kurma çabalarını sürdürmektedir. Fırat’ın batısında ise tavşana kaç, tazıya tut diyerek eğittiği YPG’li militanlar tarafından Türk Ordusu’nun yıpratılmasını sağlamaktadır. Aynı zamanda,  Malum Kişi sayesinde Türk Ordusu’nu Esad güçlerine karşı kullanmaktadır.

En son 3 Mart 2018’de Pentagon Sözcüsü Binbaşı Adrian Galloway, bu taktikleri özetledi neredeyse:

 “Fırat Nehri’nin doğu yakasında yerel toplumların IŞİD idaresi sonrasında kentlerini istikrara kavuşturmakta, kendi güvenliklerini sağlamakta ve yeniden toparlanmakta olduğunu görüyorsunuz. Bunu, ortağımız Suriye Demokratik Güçleri’ne eğitim, rehberlik ve yardım noktasında destek sağlayan koalisyonun yardımıyla yapıyorlar. Fırat Nehri’nin batı yakasındaysa çok farklı bir hikâye var. Sivillerin öldüren ve şiddetin yatıştırılmasına yönelik BM Güvenlik Konseyi kararlarını ihlal eden Suriye rejimince işlenmeye devam eden katliamları görüyorsunuz. Güçlerimizi savunacağımız net ortaya koyduğumuzu düşünüyorum ama burada gerçek anlamda önemli olan nokta şu; Suriye’deki tüm taraflar şiddeti yatıştırmalı ve ihtilafı Cenevre süreci üzerinden çözmek için gerekli koşulların yaratılmasını sağlamalı.” (http://www.abcgazetesi.com/abdden-turkiyeye-tehditkar-mesaj-80928h.htm).

Evet, Amerikan Oyunu böyle…

Ancak, bu emperyalist oyununu bozmak, Ortadoğu Halklarının elindedir. Arap, Fars, Türk ve Kürt halkları antiemperyalist /Anti-Amerikan cephede buluşmalıdır.

Kürt Halkının, kendilerini temsil ettiklerini iddia eden emperyalist uşaklarını başından atması çözümü kolaylaştıracaktır.

Şu anda maalesef zokayı yutmuş görünen Türk Ordusu’ndaki dürüst subayların oynanan oyunu görmesi gereklidir.

Tabiî halkımızın da emperyalist uşağı vatan satıcılarını başından defetmesi gerekmektedir.  

 

Katil ABD, Ortadoğu’dan Defol!

Hüseyin Ali