Tarih de bu halk da sizi unutmayacak, lanetle anacak!

06.03.2018
A+
A-
Tarih de bu halk da sizi unutmayacak, lanetle anacak!

Hani bir zamanlar, Kemal Unakıtan vardı. Maliye Bakanıydı. Hatırlıyor musunuz?..

Ne demişti 2005 Temmuzu’nda?

“(…) ‘Yakında Sümerbank tarihten siliniyor artık, bitirdik. Elinde bir şey kalmadığı gibi ismini de kaldırıyoruz. İsim hakkını satarız o başka’ dedi.

“‘(Efendim kar edeni de satıyorsunuz, zarar edeni de satıyorsunuz.) Satacağız tabi. Kâr edeni de satacağız, zarar edeni de satacağız. Neden? Devlet sanayici olmaz, ondan. Devlet ekonomik faaliyette bulunamaz ondan. Bu bir prensip meselesidir, ilke meselesidir, politika meselesidir. Bizim hükümetimizin politikası bu. Sevenlere de söylüyorum, sevmeyenlere de söylüyorum. Herkes hesabını buna göre yapsın.’” (http://www.patronlardunyasi.com/haber/Unakitan-ISO-da-konustu/914)

Bundan yaklaşık 3 ay sonra, o zamanki Başbakan Tayyip de aynen şunları söylemişti:

“(…) Çünkü ben ülkemi adeta pazarlamakla mükellefim.” (http://arsiv.sabah.com.tr/2005/10/16/eko107.html)

“Vatanı pazarlamakla mükellefler” olanlar, Kuvayimilliye yadigârıKamu Mallarını “Tarihten sil”enler, görevlerine devam ediyorlar ardı arkası kesilmeksizin yaptıkları saldırılarla…

Sümerbanklar, SEK’ler, SEKA’lar, TÜPRAŞ’lar, TELEKOM’lar, PETKİM’ler, TEKEL’ler,Yollar, Limanlar, Köprüler, Bankalar, değişik üretim alanlarındaki fabrikalar (Seydişehir Alüminyum, Karadeniz Bakır, Kömür İşletmeleri, Elektrik Üretim ve Dağıtımı vb. vb…) bir bir peşkeş çekildi yerli yabancı Parababalarına. Elde avuçta birkaç şey kaldı.  Şimdi onları da satıyor AKP’giller, bildiğimiz gibi.

Nedir bunlar?

Şeker Fabrikaları…

Şeker Fabrikalarının özelleştirilmesi konusunda AKP’giller’in Reis’i Kasım ayında milletvekilleriyle yaptığı bir toplantıda; bu “fabrikaların devlete yük olduğunu öne sürmüş ve özelleştirileceğini söylemişti.” (https://tr.sputniknews.com/ekonomi/201802271032413430-binali-yildirim-seker-fabrikasi-kapatilacak/)

Reis’in “devlete yük olduğunu öne sür”düğü fabrikalardan “Ilgın Şeker Fabrikası, 2017-2018 Pancar Alım ve Pancar İşleme Kampanyası kapsamında 201 bin dekar yerde pancar ekimi yapmıştır. Buradan 1 milyon 455 bin ton pancar üretimi gerçekleşmiştir. Adapazarı ve Kütahya şeker fabrikalarının bizim bölgelerimizden aldığı pancar hariç. Aynı zamanda bu fabrika 2017-2018 kampanya dönemi içinde 140 bin ton şeker üretmiştir. Bu fabrika yine 2017-2018 kampanyasında 33 milyon lira kâr elde etmiştir. Burada daimi ve geçici işçiler olmak üzere 350 ila 360 civarında çalışanımız vardır. Kampanya döneminde ise taşeron işçi adı altında 600’ün üzerinde çalışma grubunu istihdam etmesine vesile olmuştur.”

Bunları açıklayan, Şeker-İş Sendikası Ilgın Şube Başkanı Yusuf Yazır. Özelleştirme kararı üzerine yaptığı açıklamada söylüyor bunları.

Yani Reis, yalan söylüyor. Hem de bütün bu gerçekleri, rakamları bile bile…

Ancak, gözlerini karartmışlar, özelleştirmeyi yapacaklar.

Reis’in Milyar Ali’si de, kamuoyundan gelen tepkiler üzerine aynen şöyle söylüyor bu konuda:

“Kararlıyız, geri adım atılmayacak, şeker fabrikaları satılacak.”(https://tr.sputniknews.com/ekonomi/201802271032413430-binali-yildirim-seker-fabrikasi-kapatilacak/)

Satın bakalım! Satın!

Bu halk düşmanlığı, bu vatan düşmanlığıyla nereye kadar gideceksiniz acaba?..

 

AKP’giller’in Kamu Malı düşmanlığının nedenleri

Peki niye böylesine düşmanlar Kamu Mallarına? Nereden geliyor bu düşmanlık? Bu bitmeyen kin?

Sınıfsal karakterlerinden! Sınıfsal niteliklerinden. Köklerinden!  Varlık nedenlerinden!

Yoksa “Bu bir prensip meselesidir, ilke meselesidir, politika meselesidir.” değil.

Nedir nitelikleri peki?

Antika Tefeci-Bezirgân Sermaye Sınıfının siyasi plandaki temsilcileri olmaları.

Bunlar 6500 yıllık Antika bir sınıfın, Tefeci-Bezirgân Sermaye Sınıfının temsilcileri. Ve bu sınıf, üretimle hiç ilgisi olmayan, sadece aracılık yaparak, 3’e alıp 6’ya, 7’ye satarak vurgun vuran bir sınıf.

Egemen oldukları on yıllar, yüz yıllar boyunca, sadece vurgun yapmayı en büyük erdem, başarı bellemiş bir sınıfın temsilcileri bunlar.

Vatan ve halk sevgisi, insan sevgisi, ahlâk, namus, kişilik pişilik aranmaz bunlarda. Bunların dünyası ar değil kâr dünyasıdır.

Hepsinin bir tek amacı vardır: Daha çok vurgun, daha çok talan, daha çok yağma.

Bunları kim sağlarsa başına taç etmekte sakınca görmez. Yerliymiş yabancıymış dikkat bile etmez. Ondan alır, bundan alır. Alır satar, alır satar…

Ha, bunların bir de Modern müttefikleri vardır: Finans-Kapitalistler zümresi.

Bunlar, çağımızın şartları gereği onları baş, efendi kabul etmişlerdir yerlisiyle yabancısıyla… Ve onların bir dediklerini iki etmezler, edemezler. Çünkü içinde yaşadığımız Kapitalist toplumda, egemen olan sınıf daha doğrusu zümre bu zümredir. O yüzden de bunlar, onların emirlerini yerine getirirler bu arada da kendi vurgunlarına bakarlar.

Modern Finans-Kapitalist zümresinin de kökü dışarıdadır. Onların de efendisi vardır. Bu efendi: başhaydut ABD Devletidir. AB Emperyalist devletleridir.

Ülkemizde 1946’dan bu yana, iktidarları bu güçler iktidara getirir, götürür.

Bunlar, bir de Cumhuriyet düşmanıdırlar.

Egemen sınıf oldukları Osmanlı, Birinci Emperyalist Evren Savaşı sonucu yıkılıp yerine Laik Cumhuriyet kurulunca Mustafa Kemal, silah arkadaşları ve Birinci Kuvayimilliyecilerce, bu Cumhuriyet’e ve onun kazanımlarına düşman kesildiler. Neredeyse hayattaki biricik amaçları Cumhuriyet’i yıkmak, kazanımlarının izini tozunu Tarihten silmektir.

Bir de bu Kamu Mallarının, fabrikalarının büyük bir kısmı Sovyetler Birliği’nin maddi, manevi, teknolojik, mühendislik vb. desteğiyle yapılmıştır.

Kurtuluş Savaşı’ndaki dostluğun, kardeşleşmenin, aynı ortak düşmana; Emperyalistlere ve Ortaçağcılara karşı verilen mücadelenin, savaşın bir sonucu olarak ve Sosyalist Sovyetler’in Türk ve Kürt halklarına armağanıdır bu Kamu Malları.

İşte AKP’giller bu kardeşleşmenin de izini tozunu silmek istiyorlar. Tarihteki birliğimizi unutturmak istiyorlar. Sosyalizmin ve Sosyalistlerin, Halkların gerçek dostları olduğunu Tarihin belleğinden silmek istiyorlar.

Ama yanılıyorlar. Hem de fena halde yanılıyorlar!

Çünkü,İnsan, makine değildir. Bir bilgisayarın belleğinden yüklediğiniz bilgileri silebilir, yeni yeni bilgiler yükleyebilirsiniz.Ama ya insan belleğini?

İnsan; vücuduyla (etiyle, kemiğiyle, sinirleri ve damarlarıyla), bilinciyle, vicdanıyla, ahlâkıyla canlı bir varlıktır. Yaşayan canlı bir organizmadır. Ve insan belleği, kolayca unutmaz. Unuttum sansa bile, unutmuş görünse bile unutmaz. Bilinçaltının bir yerlerinde saklar onu. Ve günü geldiğinde, ihtiyaç duyduğunda; hatırlar. Hatırlar ve hayata geçirir.

İşte bu yüzden Antika ve Modern Parababaları, AKP’giller ve Reisleri, bütün çabalarına rağmen, başaramayacaklar.

Kamu Mallarımızı ve onların önemini, Halkımızın bilincinden, yüreğinden söküp atamayacaklar.

Ve halklarımız, gerçek bir Cumhuriyet, Halkçı bir Cumhuriyet kuracaklar. Demokratik Halk İktidarını kuracaklar.

Ve o gün geldiğinde, bütün bu zalimlikleri, vurgunları, talanları gerçekleştirenleri, halkımızı acılara boğanları, Halkın Adaletiyle yargılayacağız. Onları hukuka ve vicdanlarının sesine uyan mahkemelerde yargılayacağız. Ve onlar er ya da geç; çelik bilezikle tanışacaklar!

Ve özelleştirme adı altında yerli yabancı Parababalarına peşkeş çekilen Kamu Malları, yeniden Kamulaştırılacak ve bilimin ve teknolojinin son sözüyle donatılmış olarak halkımıza hizmet edecekler.

***

Yazımızın ilk cümlesinde, Kemal Unakıtan’ı hatırlıyor musunuz? diye bir soru sormuştuk.Kendini Başbakan sanan Binali Yıldırım, 12 Ekim 2016’da yaşamını yitiren K. Unakıtan için şöyle söylüyor:

“(…)“Bu sabah saatlerinde yol arkadaşımız Kemal Unakıtan’ın ölümünü üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Ülkemize, milletimize, partimize çok büyük hizmetleri oldu.” dedi.

“Yıldırım, Unakıtan’la ilgili sözlerini şöyle sürdürdü:

“AKP’nin 2002’den itibaren başlattığı dönüşümün kamu maliyesi alanındaki öncü isimlerindendi. Bugün iftihar ettiğimiz Maliye Bakanlığımızın yapısı ve çalışma sistemi anlayışında Kemal Abi’nin büyük emeği vardı. Muhalif olanların bile sevgisini kazanmış değerli bir yol arkadaşımızdı.” (http://www.bbc.com/turkce/37627637)

Hayır! Yalan!

  1. Unakıtan; Bizim ve İşçi Sınıfımızın, Köylümüzün, Kamu Çalışanlarının, Gençliğin kısacası ezilen ve sömürülen halkımızın sevgisini asla kazanmadı. Biz onu lanetle anıyoruz. Tarih de öyle anacak zaten.

Sadece Unakıtan’ı mı lanetle anacak Tarih?

Hayır!

Kendi vatanına ve halkına düşman, ihanet etmiş zalimleri Tarih lanetle anıyor. Bakın ve görün!

Dolayısıyla sizleri de, Yerli ve yabancı, Antika ve Modern Parababalarının emirlerini yerine getiren, çıkarını ve vurgunundan başkasını ve başka bir şeyi düşünmeyen sizleri de lanetle anacak Tarih. Emin ol bundan…

Çünkü siz de onlardansınız!

M. Gürdal Çıngı