Türkiye’yi Türkiye yönetmiyor: ABD yönetiyor!

01.01.2019
A+
A-
Türkiye’yi Türkiye yönetmiyor:  ABD yönetiyor!

Kanıt mı?

İşte kanıt.

Hem de kimden?

15 Temmuz Kanlı Ganimet Paylaşım Savaşının parlayan yıldızı, Saray’ın gazetecisi, Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Hande Fırat’tan.

Ne zaman?

26 Aralık 2018 tarihinde.

Konu ne?

ABD’nin Suriye’den çekilmesi sonucu, Türkiye’nin IŞİD (DEAŞ)’ı yenip yenemeyeceği. Bu işi başarıp başaramayacağı?

Soran kim?

ABD’nin manyak Başkanı D. Trump.

Cevap veren kim?

Türkiye’nin sözde cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan.

Ve bu “tarihi”(!) görüşmede diyalog aynen şöyle Hande Fırat’ın anlatımıyla:

“Türkiye, Suriye’de boşluğa izin vermeyecek

TRUMP: Suriye’den çekilmemiz durumunda siz geri kalan DEAŞ unsurlarını temizleyebilir misiniz?

“Erdoğan: DEAŞ’ı yenmek için PYD/YPG terör örgütüne ihtiyacınız yok. Biz daha önce de yaparız demiştik, şimdi de yaparız diyoruz.

“Trump: Tamam, siz yapın. Bolton hatta mı?

“Bolton: Buradayım.

“Trump: Çalışmalara başlayın.” (http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/hande-firat/turkiye-suriyede-bosluga-izin-vermeyecek-41063619)

Adama bakın yahu!

Görev paylaştırıyor, sen şunu yap, sen bunu yap, diye.

Bu nasıl bir şeydir ki, karşısındaki de, tamam yaparız, diyor.

Şimdi, namuslu olmak kaydıyla kim bu görüşmenin eşitler arasında bir görüşme olduğunu söyleyebilir?

Kim bu üslubun üstün asta üslubu olmadığını söyleyebilir?

Kim bu üslubun emir üslubu olmadığını söyleyebilir?

Kim, ABD Başkanının, Türkiye Cumhurbaşkanına kendi memuruna, kendi bakanına davrandığı gibi davranmadığını söyleyebilir?

Azıcık Ulusal Onur taşıyan kim bu üslubu kabul edebilir?

Dolayısıyla kim, bizim yazdıklarımıza itiraz edebilir?

Kim bize; Türkiye’yi Türkiye yönetmiyor, ABD yönetiyor, dediğimizde itiraz edebilir?

Kim bize; Türkiye’de iktidara getiren de götüren de ABD’dir, dediğimizde itiraz edebilir?

Kim bize; iktidarı da muhalefeti de projelendiren ABD’dir, dediğimizde itiraz edebilir?

Kim bize; Türkiye’de Meclisteki 5’li çete ABD’nin hizmetindedir, sadece onun emirlerini yerine getirirler, dediğimizde itiraz edebilir?

Bunlar neyse o da, bizi asıl üzen halkımızın bir kısmının, Allah’la aldatılan kısmının bunlara, bu emirerlerine, bu çanak yalayıcılara, bu ulusal onur taşımayanlara biat etmesi, onlara oy vermesi, gönül vermesidir.

Ama geçecek bugünler. Uyandıracağız halkımızı. Mutlaka uyandıracağız. Kurtaracağız bunların elinden, dilinden. Aldatamayacaklar Allah’la.

Ve Birinci Kuvimilliye Savaşı’mızın Zaferi sonucu nasıl Onurla, Gururla dolduysak, mazlum uluslara nasıl ilham kaynağı olduysak, onlara umut ışığı olduysak er ya da geç bir kez daha olacağız.

Yıkacağız bu zalimler düzenini, devireceğiz bu ABD uşaklarını ve kuracağız Demokratik Halk İktidarını.

And olsun kuracağız!

Hikmet Kıvılcımlı bundan tam 50 yıl önce, 1968 yılında şöyle haykırıyordu bu gerçeği bize ve ne yapmamız gerektiğini şöyle söylüyordu:

***

“BİN SEKİZ YÜZ YILINDAN BERİ, TÜRKİYE’Yİ TÜRKİYE İDARE ETMİYOR.

“Yalnız Türkiye mi?

Hiçbir milleti kendisi idare etmiyor. Her milleti yaratan “KAPİTALİZM” güdüyor. Kapitalizm denilen ejderhanın dizginleri, 19. Yüzyıl’da İngilizin elindeydi. 20. Yüzyıl’da Amerikan eline geçti.

“Kapitalizme canını, malını, ırzını, namusunu teslim eden hiçbir ülkeyi kendi içinden, başına buyruk hiç kimse yönetemez. O, “Batı Uygarlığı” idi, “Özel Teşebbüs” idi, “Kamu Yararı” idi. “Sosyal Devletçilik” idi, “Bağımsızlık”tı, “Özgürlük-Özerklik”ti, “Kişiliklik-Pişiklik”ti. Hepsi, Finans-Kapital sofrasında meze. Daha som gerçek ortada. Bugün hiçbir kapitalist ülke, Uluslararası Finans-Kapitalin ağababası Amerikan (PARA-CASUS-ORDU) üçüzü dışında gık diyemez.

“Siz bir kapitalist ülkeyi falan yaldızlı başbuğ, yahut kılına dokunulamaz meclis mi yeder sanırsınız?

“Aldanırsınız.

“İnsanlığın önünde iki rahmetten biri var: Ya bile bilesiye, tüm bilinçli, kıyasıya, öldüresiye ve ölesiye MİLLİ KURTULUŞ SAVAŞI göze alınır yahut sömürüye, sömürülesiye, çürüyesiye, geberesiye kullaşılır, köleleşilir.

(…) Ya KURTULUŞ SAVAŞI ya da en soysuzca KÖLELEŞMENİN MEZAR TAŞI.” (Hikmet Kıvılcımlı, Kendimize gelelim, ya Birleşmek ya Ölüm! (Türk Solu, 25 Şubat 1967, Sayı: 67)

***

İşte biz köleleşmek istemediğimiz, halkımıza bu zilleti uygun görmediğimiz için Kurtuluş Savaşı veriyoruz, ABD Emperyalist hayduduna, AB Emperyalistlerine ve diğer emperyalistlere karşı. İkinci Kurtuluş Savaşı veriyoruz.

O yüzden asla; Kullaşmayacağız, köleleşmeyeceğiz!

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!