Vicdanınıza sesleniyoruz!

06.03.2018
A+
A-
Vicdanınıza sesleniyoruz!

3 yaşındaki bir çocuk çığlık attı, duydunuz mu?

3 yaşındaki bir çocuk tecavüze uğrarken çığlık attı, duydunuz mu?

3 yaşındaki bir çocuk tecavüze uğrarken çığlığı duyulmasın diye ağzı kapatıldı ve kulak zarı patladı, bu yüzden çığlığını duyamadınız.

4.5 yaşında bir çocuğun öz babası tarafından 1.5 yıl cinsel istismarını da duymadınız, yaşları 11 ile 13 arasında değişen 6 kız öğrenciyi istismar eden okulda görevli teknik elemanı da duymadınız, 8 yaşından beri mahalledeki mobilyacı tarafından istismara uğrayan 12 yaşındaki kızı da duymadınız, vakıflarda, yurtlarda tecavüze uğrayan çocukları da duymadınız…

Duysaydınız tepki verirdiniz. Gerçekten VİCDANINIZLA duysaydınız tepki verirdiniz. Verirdiniz değil mi?

Sadece sosyal medyadan yağıyor tepkiler. Yaz ve enter tuşuna bas. Enter tuşu korumuyor çocuklarımızı. Oraya yazdığımız nice sözcük, nice bela okuma da bebeklerimizi, çocuklarımızı ve hatta sokak hayvanlarımızı korumuyor. Sokaklarda, meydanlarda, kahvelerde, caddelerde sel olup bu pisliği yıkamanın; temizlemenin zamanı gelmedi mi?

Ortaçağcılar, gericiler, meczuplar “Şeriat!” diye bağırıyor ağızlarından salyalar aka aka. Diyanetin verdiği “Baba kızına şehvet duyabilir, 7 yaşındaki kız evlenebilir.” fetvalarıyla; Muaviye-Yezid soylarının “Annenin diz kapağının üstü haramdır.”, “Cehennem ateşinden koruyan kefen geldi.” beyanatlarıyla, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanının bizzat kendisinin “Bir kereden bir şey olmaz.” demesiyle, “Hamile kadın sokakta dolaşamaz. Dolaşırsa o çocuğu nasıl yaptığını hatırlatırlar.” açıklamalarıyla, “O da o saatte sokakta olmasaydı.” bahaneleriyle; kerte kerte gelindi bu noktaya. Neredeyse tecavüz meşrudur diyecekler! Farkında mısınız?!

Her gün -somut tepki vermediğiniz, örgütlenmediğiniz, sesinizi çıkartmadığınız her gün- biraz daha çürüyoruz. Her gün bir çocuğumuz, bir bebeğimiz ya da bir hayvanımızı tecavüze kurban veriyoruz.

Bu ülkede artık heykellere tecavüz ediliyor.

Ne bekliyorsunuz? Tecavüze uğradığımız zaman asılacağımız günü mü?

Biz susamıyoruz, görmezden gelemiyoruz; çünkü Che’nin yandığı ateşte yanıyoruz. Çünkü dünyanın neresinde olursa olsun yapılan her haksızlığı kendimize yapılmış gibi hissediyoruz.

Burada bizimle olun, tohumken filizlenelim!

Burada bizimle olun, yeşerelim! Büyüyelim!

Büyüyelim ki gelen her tehlikeyi, çocuklarımıza kalkan her eli engelleyebilelim!

Her saat yaklaşan karanlığı ellerimizle parçalayabilelim!

Biz bu bozuk düzeni elbet alt edeceğiz, biz bu kokuşmuşluğu devrimle temizleyeceğiz; kaybedecek bir evladımız, verilecek bir canımız daha yok!

 

Mersin’den Bir Kadın Yoldaş